RÜYALAR VE AYKUT’UN TUHAF İSTEKLERİ
Sabah kalktığımda gördüğüm rüyaları aklıma getirmeye çalıştım. Oldukça kabarıktı. İlk aklıma gelen rüya Derman’la ilgili gördüğüm rüyaydı. Derman ünlü olmuştu ve hepimizle alay ediyordu. Biz de onu alkışlıyorduk. Sonra yavaşça onun yanına yaklaşıp başarısının sırrını sordum. Yaradılış demişti. Bunu söylemesiyle rüyam birden değişivermişti. İlk insanlarla birlikte dinozorlardan kaçarken bulmuştum kendimi. Sonra dinozorlardan biri içimizden birini yakaladı. Biz çılgınca kaçmaya devam ettik. Ormanın iç kısımlarına girdiğimizde bizi şirketteki müdürüm karşıladı. Hani şu suratsız şebek. İki de bir satış rakamların düşük filan deyip gider yapmaya çalışan ahmak!
Yine satış rakamlarını sormaz mı? Ben de bu sefer patladım artık,” Yemişim seni de, satış rakamını da! Biz dinozorlarla mücadeleye girişmişiz, sen hala satış rakamındasın!”
Kendinize gelin Aykut Bey demez mi? Allahım ne mal kadın yahu bu! Eski çağdayız, soğuktan kıçımız donmuş, üstüne bir de dinozorlardan kaçıyoruz bu hala bey deme derdinde.
Öfkeyle devam ettim:
- Beyi filan boş ver de nerden geldik buraya Gamze?
- Lütfen bana hanım der misiniz?
- Lan şaka mısın sen! İlk çağdayız. Allah aşkına neyin peşindesiniz?
Ben böyle sert çıkınca kadın ağlamaya başladı. İlk defa müdürümü ağlarken görmüştüm. Bir anda acıyıverdim ona ve duygusallaştım.
- Lütfen ağlamayın Gamze Hanım. Her şeyin farkındayım. Kötü bir zamandan geçiyoruz. İçinizdeki kaosun farkındayım. Bu dinozorlar, şu gürgenler, okaliptüsler, yere tüneyen mantarlar, sürüngenler... Haklısınız bu bizim dengemizi bozdu. Bize çeşit çeşit evraklar lazım. Mavi mavi dosyalar lazım. Entrikalar ve ayak kaydırmalar lazım. Ne bileyim, öğlen şirketin bizler için doldurduğu sodeksoyla şirketin yakınlarındaki bir restorana oturup, mantar soslu makarna yemeliyiz. Aramızda diyet yapan kadınlar; ligt kola içip, köri soslu marul salatası yemeli! Bu arada birkaç espri yapılmalı soframızda ve eşekler gibi gülmeliyiz!
Sırf bu kadın burada depresyona girmesin diye ona kendi gerçeklerini hatırlattım. Yoksa bunların hepsi benim midemi bulandırıyordu. O ise bunları dinlerken çoktan mest olmuştu. “ Buraya nasıl düştük?” diye sordu. Hatırlamadığımı söyledim. Yalnız bir şey fark etmiştim, bu kadın şirketteki gibi bakmıyordu bana. Bakışlarındaki ukalalık azalmıştı. Daha şevkatliydi; hatta biraz da seksi gelmişti gözüme! ULen yoksa sevişmek mi istiyordu benimle bu kadın!
Bana öyle içten ve samimi gözlerle bakınca, nedensizce bir şeyleri itiraf etmek istedim.
- Hani öğleden sonra yaptığınız toplantılar vardı ya Gamze Hanım
- Eee n’olmuş öğleden sonraki toplantılara?
- Şey… Iıı! Ben hep aralarda tuvalete gitmek için izin istiyordum ya!
- Ne alakası var şimdi! Hem boş ver şimdi şirketi, toplantıyı!
- Yok ya söylemeliyim bunu size. Vicdanımın sızlamaması için söylemeliyim.
- Pekâlâ, söyle bakalım.
- Ben o sırda işemeye gitmiyordum. Sizin dar eteğiniz ve bacaklarınız içimi gıdıklıyor, bundan dolayı da benim şeyim dikeliyor ve bu dikelmeyi ortadan kaldırmak için tuvalette alıyordum soluğu!
- Seni çapkın seni! Keşke bunu bana daha önce söyleseydin” dedi ve birden öpüşmeye başladık. O kadar şehvetli öpüştük ki, az kalsın dilini koparıyordum kadının! Ellerimi hemen baldırlarına götürdüm. Baldırları demir gibi sertti. Sonra kalçalarını kavradım. Tanga giymişti. Bu sırada o da boynumu aç köpekler gibi ısırmaya başlamıştı. Artık öpmüyordu, bildiğin ısırıyordu. İyice canım yanmaya başlayınca ben de yavaş yavaş kâbusta olduğumu anlamıştım.
Bu felaketle gözümü açtım. Kulağımın dibinde öten saate küfürler ettim. “Of” dedim, “ Yine aynı yüzleri görücem. Yine o tuhaf klişeler! Keşke özel güçlerim olsa, ne bileyim bir örümcek adam olsam yahut bir Battal gazi.”
Ben işin özünde zıplamak istiyordum. Mücadele etmek istiyordum. Kahraman olmak istiyordum. Hani Cesur Yürek diye bir film vardı ya. Orda bir William Wallace vardı. İşte Wallace o filmin sonunda Freedoooom diye bir çığlık atıyordu. İşte ben de öyle Freedoooom diye haykırmak istiyordum. Ama bir yandan kellemin de uçmasını istemiyordum. Sonra bir haremim olsun ve her gün ordan bir cariye çıkartayım. Ama frengi bulaşmasın! Kumarbaz olayım yalnız hiç para kaybetmeyim...
Çok şey istemiyordum ki! Huzur istiyordum, sadece huzur! Bir zerrecik, bir damlacık huzur! Çok şey mi istiyordum hayattan. Hem bir insan hayattan ne isteyebilir ki? İşte ben de en fazla onu istiyordum...
devam eder...