- ortaokuldayız, ota boka güldüğümüz zamanlar. Hoca "A" dese eşek gibi gülüyoruz, ardından dayağı yiyoruz. Dayağı yerken de sınıf izliyor. Hani orta çağda cellatlar meydanda idam mahmuklarının kellesini uçur ya halk da sessiz sakin izler olayı. İşte onun yakın çağ versiyonu da bu.. Bİz tekme tokat dayak yiyoruz, sınıf olayı izliyor. Bİ gün yine böyle güle oynaya derse girdik, arkaya sıraya oturduk. Ders vatandaşlık! Neyse gülerken benim mideden ses çıktı. Hoca çağırdı bizi, biz de iki kişi güle oynaya gittik, yedik dayağı ağlayarak da sıramıza geri döndük. Hani öğretmenden dayak yemekten gocunmuyorum. Ne de olsa öğretmenin eli de kendi gibi kutsaldır. Dayağı yediğimiz ders vatandaşlık dersiydi. Yani insanlık dersi. Arkadaş öğrenci güldü diye dayak mı atılır. Ne güzel işte keşke öğretmen olsam ve bana gülseler. Bundan daha güzel bi şey mi var. Cem yılmaz servet sahibi oldu bu yüzden. Hem gülmek kötü bi şey değil ki! Yani gülmek insalığa dair değil mi. Osursa mıydık yani! ama o zaman dayak yemezdik. Hele sessiz osursak hiç bi şey olmazdı. Kİmbilir kızlı erkekli kaç öğrenci derslerde osurdu da kimsenin ruhu duymadı. Ama biz iki kıkırdayınca cennetten çıkma dayağı yedik. İyi mi oldu. Oldu. Müstahak bize:))
- İstanbul'a ilk gittiğim zamanlar. Taksimde banka oturdum. Adamın biri geldi. Elinde çay termosu. Ben istemeden çayı plastik bardağa koydu. " Kaç şekerli içiyoruz" dedi. İkram ediyo gibi yaptı bu hareketleri. Ben de şaşkınlıkla: " iki yeterli" dedim. Koydu,, karıştırdı. Ben de bu sırada içimden: " Bİ de İStanbul'da üç kağıtçı çok diyolar. Baksana adama, ben istemeden çay koydu, şeker attı, karıştırıyor. misafirperver işte. İnsanlık ölmemiş hala. Yaşasın" derkene adam bardağı uzattı ve bir milyon istedi. Eski para birimi mevcut o zamanlar. Çıkardım verdim ben de. Vay dedim ya şu insanlığa bak. Tam çivisi çıkmış dünya dicektim ki, demedim. Çivi nerde mına keyim çivi diye söylendim kendi kendime..
- Ben onun çocukluğunu bilirim diye garip bi laf vardır. Bİ de şey vardır. Yapmadığım iş kalmadı. Nasa'da çalıştın mı, niye böyle diyosun ki. Çalıştın mı beyaz sarayda, hükümet binasında. Çok büyük bir holdingin yönetim kurulnda çalıştın mı. Nükleer santralde risk uzmanı olarak çalıştın mı. Daha doğrusu böyle bir uzmanlık var mı onu da bilmiyoruz. Demek ki her işte çalışmamışsın..
bitti bu kadar bugünlük de. Sevgiler..