- sürrealizm bir geçiş bana göre. Kapıları aralamak ve o kapılardan farklı farklı dünyalara bakmak. 20 yüzyılda Breton tarafından ortaya çıksa da tarihi çok çok eskilere dayanıyor. Bu yöntemden şekspir'de faydalanmış, antik yunan feylozofları da. Sorarım size Yunus Emre'nin şu sözünde bile gizli bir sürrealizm yok mu: Ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm....
- Dişillik ilginç bi şey. Erillik gibi değil. Bİ maça gidip, o maçta kendini paralamaz. Ya da toplumun getirdiği kurallar, sınırlamalar dişillk için pek bi şey ifade etmez. Dİşillik kendine yönelir, çelişkileriyle yüzleşir. Vampirlik ve erotizm dişildir bana göre. Kurt adamlık ve ota boka uluma ise erilliğe girer.
- İş başvuruları için Cv me sonelerimi yazsam; başvuru yapacağım şirket büyük bi ihtimalle umursamaz bunu. Oysa otobiyografimin asıl gerçeği o sonelerde. Kim olduğum ve neleri arzuladığım; hangi işleri başaracağım ve hangi işleri başaramayacağım. Hepsini ama hepsini o sonelerde teker teker yazdım. Ne eksik ne de fazla olan bi şey var orda. Kariyer nete cv yerine koysam deli derler, ciddiye almazlar. Aslında açık açık belirtmişimdir o sonelerde kendimi... Neyse fazla uzadı.. Bu arada hobilerim; yazı yazmak ve film izlemek. En azından bunlar kadar klişe değil soneler, bunu biliyorum.
- Tİm Burton'ı izlemek zevkli. Poe'yu okumuş gibi oluyo insan. Bi gotiklik, bi ölümü sorgulama, tuhaf tuhaf yaratıklar, birden ortaya çıkan Johnny Depp. Tuhaf bakışlı ve ilginç bıyıklı johhny depp. Einstein kadar dahi olmasa da bir ekol gibi bu iki isim. Tİm burton ve johnny depp.. Yerin altında dans eden iskeletler ve ele avuca sığmayan, sığdırılamayan zaman.
- Bİri demiş ki zaman bizim üstümüzden acımasızca geçiyor. Bunun tam tersi oluyo bence. Bİz zamanın üstünden geçiyoruz. Yani cambaz olan insan, zamanın üzerine binip, kendi hayaletlerinle dans edip duruyor. Bu arada dünya nereye gidiyor? filan diye sorgulayanlar var. Halbuki bırak dünyanın nereye gitttiğini; sadece bir insan bile özünde nereye gittiğini tam olarak bilemez ki; börtüleriyle, çiçekleriyle, bufalolarıyla, çiyanlarıyla ve insanlarıyla nereye gideceğini tam olarak cevaplayabilsin..
- Bu arada bugünlük de bu kadar. Bİtti parçacıklarım.. Umarım sıkmamışımdır. Sağlıcakla kalınız...
19 Ocak 2011 Çarşamba
parçacıklar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder